Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - DİN MAFYASI
AK PARTİ SARIYER'DE YÖNETİM KADROSUNU TEPEDEN TIRNAĞA TEMİZLEMELİ...
Pegasus Kazasında Kritik Gelişme
RTÜK'ten İhanete Ceza

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

DİN MAFYASI

DİN MAFYASI
Adem Özpolat ile Cuma sohbetleri...
14.02.2020 / 10:01


Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisinden ne istenirse onu mutlaka verirdi. Hele bir keresinde yanına gelen bir adama iki dağ arasını dolduran bir koyun sürüsü verdi… Adam kabilesine dönünce:

– Ey milletim! (Koşun) müslüman olun. Çünkü Muhammed, fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikrâm ve ihsanlarda bulunuyor, dedi.

 (Hadisin râvisi Enes diyor ki), kimileri sırf dünyalık elde etmek için müslüman olurlardı. Fakat çok geçmeden müslümanlık onların gözünde, dünyadan ve dünya üzerindeki her şeyden daha değerli hale gelirdi.

(Müslim fezail 57-58)

Sevgili peygamberimiz başta olmak üzere hiç bir peygamber insanlardan asla ve kat'a bir beklenti içinde olmadılar. Ücret beklemediler, ellerinden ne varsa kendisinden isteyenlere hep verdiler, hep dağıttılar, hep bölüştüler...

"Hem bu görevim için, sizden dünyevî bir karşılık da beklemiyorum. Benim ücretim, ancak Alemlerin Rabbine aittir." Şu'ara suresi 109. Ayet.

Onlar (Peygamberler) ücret ve ecir dengesini çok iyi anladılar. Ecri (sevabı) ahirette istediler. Allah'ta bu niyetlerinin karşılığı olarak hem bu dünya da hemde ahirette verdi.

Peygamber sünneti mi istiyorsunuz? Alın size sünnet örneği... Bizden birşeyler isteyenlere ve istemeyenlere karşı cömert olabilmek...

Dikkat ediyorsak Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav) insanlara elinde olanı isteyene ve istemeyene vermek hususunda cömert davranıyordu. Bugün niçin kalpleri feth edemiyoruz? sorusunun cevabı da tamda burada saklı. Bugün dinden konuşan (bireysel ya da cemaatsel anlamda bazı kesimler) insanlara cömert olmak yerine, veren el olmak yerine, alan el olduğu için, menfaat devşirdikleri için, din anlatıp dinden geçindikleri için sözde tesir etmiyor, samimiyette, ciddiyette...

Böyle olduğu içinde kendisinin ya da cemaatinin âli/yüce olması dinin âli olması olmasından daha öncelikli oluyor. Böyle de olunca cemaati zaten bir din olmuş oluyor, kendisi de o dinin peygamberi...

Anlatan kendi dini için, cemaatide kendi menfaati ve çıkarı için yani cemaat sermayesinin büyümesini hedefliyor. O gördüğü bir insana 'bu benim cennetim, onun üzerinden cenneti kazanacağım' demek yerine, ona müşteri gözüyle bakıyor ve ben bunu nasıl yolarım ve soyarım?' Şeklinde yaklaşıyor...

Bu şekilde dinden bahsedip Allah'ın rızasından ve insanların kalplerine girmekten önce, insanların rızasına ve ceplerine girmeye çalışanlar modern din tüccarlığına ve din mafyasına soyunuyorlar. Fetö olayı buna bir örnek değil midir?

Eğer bir yerde Allah'ın rızasının yerine menfaat, çıkar karışıyorsa, 'kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez' mantığı ile hareket ediliyorsa orada ne samimiyetten, ne sadakatten, ne bereketten ne de muhabbetten bahsetmek asla mümkün olmuyor.

Dolayısıyla 'cömert Peygamberin, cimri ümmeti olmayalım.

"Veren el alan elden hayırlıdır. Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir. Kim insanlardan bir şey istemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tokgözlü olursa, Allah onu zengin kılar.”

Buhârî, Zekât 18.

Nebevi buyruğu kulaklarımıza küpe olsun.

Rabbim bizleri hayra anahtar, şerre kilit eylesin.

SELAM OLUN VE SELAM ÜZERE KALIN.


Etiketler: DİN MAFYASI